Av. Serra Coral ile Patent Koruması Üzerine




Deriş Avukatlık Ortaklığının Yönetici Avukatı Nükhet Serra Coral ile patent koruması ve ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat üzerine konuştuk.





2017 yılında yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent korumasından yararlanabilme şartları nelerdir, patent hakkı hak sahibine ne tür bir koruma sağlamaktadır?


6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında bir buluşun patent korumasından yararlanabilmesi için 3 şartı karşılaması gerekmektedir. Bu şartlar;

  • Yenilik

  • Buluş basamağı ve

  • Sanayiye uygulanabilirliktir.

Patent koruması kapsamında yenilikten bahsedebilmek için buluşun dünya çapında yeni olması şartı aranmaktadır. 6769 sayılı Kanun’da ifade edildiği şekli ile tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluşun yeni olduğu kabul edilir. Tekniğin bilinen durumu, başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı veya sözlü tanıtım yoluyla ortaya konulmuş veya kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şeyi kapsar. Buluş basamağı ise sübjektif bir kriterdir, ilgili olduğu teknik alandaki uzmana göre aşikâr olmayan buluşun, buluş basamağı içerdiği kabul edilir.


Sanayiye uygulanabilirlik ise bir buluşun üretilebilir, kullanılabilir olması şartıdır. Patent koruması hak sahibine buluş üzerinde 20 yıllık bir tekel hakkı sağlar. Bu tekel hakkı buluşun üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılmasını önleme hakkını içerir.


Ulusal mevzuat kapsamında buluşun patent altına alınması, mevzubahis buluşun uluslararası boyutta da patent koruması altında olmasını sağlamakta mıdır? Uluslararası patent hakkının dayanağı olan hukuki kaynaklar nelerdir, bunların ulusal mevzuatlar üzerindeki etkisi ne şekilde olmaktadır?


Patent koruması ülkeseldir. Türkiye’de yapılan ve tescil edilen bir patent koruması sadece Türkiye’de geçerlidir. Korumanın ülkesellik ilkesi kapsamında patent korumasının birden fazla ülkede tescilini kolaylaştıran uluslararası sözleşmeler ve/veya bölgesel tescil sistemleri bulunmaktadır. Bunlardan Türkiye için önemli olan Uluslararası Sözleşme Patent Cooperation Treaty ("PCT")’dir.


PCT tek bir başvuru ile üye ülkelerde, başvuru, yenilik araştırması ve isteğe bağlı olarak inceleme aşamalarını merkezileştirmekte ve bu aşamalardan sonra patentin ülkesel bazda tesciline imkân sağlamaktadır.


Türkiye’nin üye olduğu Avrupa Patent Sözleşmesi ise bölgesel bir tescil sistemidir. Avrupa Patent’i tescil edilmesi ve ilgili ülkelerde bazı formel şartların yerine getirilmesi halinde üye ülkelerde koruma sağlar.

Bu iki sözleşmenin ulusal mevzuat üzerindeki etkileri açısında farkı PCT kapsamında Türkiye’ye giriş yapan bir patent başvurusu bu aşamadan sonra ulusal mevzuata göre incelenerek tescile bağlanırken tescil edilmiş bir Avrupa Patent’i Türkiye’de aynen bir ulusal tescil gibi koruma sağlar.


Patent hakkının ve bu hakların kullanımının sınırlandırılması veya devri mümkün müdür? Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde eme gelen konulardan biri olan “zorunlu lisans” kavramından okuyucularımıza bahsedebilir misiniz?


Patent hakkının başvuru sahibi tarafından 3. kişilere devredilmesi veya lisans yoluyla kullandırılması mümkündür. Hak sahibi tarafından verilen lisans sözleşmede belirlenen şartlarla sınırlı 3. Kişilere patentin kullanım hakkını verir. Zorunlu Lisans kavramına gelince patent sahibinin iradesi dışında yetkili makamın onayı ile kurulan lisans ilişkisidir.


6769 sayılı zorunlu lisans verilmesi için gerekli şartları ve bu şartlar ile ilgili zorunlu lisans vermeye yetkili otoriteleri tanımlar. Bu şartları özetlemek gerekirse;

1)Tescilli bir patentin kanun tarafından belirlenen süre içinde Türkiye’de kullanılmaması, patent konuları arasında bağımlılık olması, ıslahçının, önceki bir patente tecavüz etmeden yeni bir bitki çeşidi geliştirememesi durumlarında 3. Kişiler mahkemeden zorunlu lisans talep edebilir.

2)Kamu sağlığı veya millî güvenlik nedenleriyle patent konusu buluşun kullanılmaya başlanılması, kullanımın artırılması, genel olarak yaygınlaştırılması, yararlı bir kullanım için ıslah edilmesinin ülkenin çıkarı açısından büyük önem taşıması durumunda Cumhurbaşkanı tarafından,

3)Patent sahibinin, patent kullanılırken rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı faaliyetlerde bulunması durumunda Rekabet Kurumu tarafından,

4)Taraf olduğumuz Trips sözleşmesi kapsamında başka ülkelerdeki kamu sağlığı sorunları sebebiyle eczacılık ürünlerinin ihracatının söz konusu olması durumunda mahkeme tarafından zorunlu lisans kararı verilebilir.


Covid 19 Pandemi sürecinde zorunlu lisans konusu sıkça gündeme geldi. Fransa, Almanya ve Kanada gibi bazı ülkeler zorunlu lisans konusuna Covid 19 önlemleri arasında yer veren özel kanunlar çıkarttılar. Bu süreçte İsrail patent koruması devam etmesine rağmen Abbvie şirketine ait Kaletra ürününün jenerik versiyonunu Hindistan’dan ithal etme kararı aldı. Bunun karşılığında Abbvie şirketi Kaletra ile ilgili Patent Haklarını lisansız kullanımlara karşı ileriye sürmeyeceğini açıkladı. Türkiye’de henüz Covid 19 pandemisi sebebiyle alınmış bir zorunlu lisans kararı olmasa da 6769 sayılı Kanun böyle bir kararın alınması için gerekli hukuki dayanağı sağlamaktadır.


Patent başvuru süreçlerinde vekil ile temsil edilme zorunluluğu bulunmakta mıdır? Vekil aracılığı ile bu işlemlerin yürütülmesinin ne gibi avantajları olmaktadır? Marka ve patent vekilleri hangi iş ve işlemleri yürütmektedir?


6769 sayılı Kanun kapsamında TC vatandaşı gerçek ve/veya tüzel kişilerin vekil ile temsil edilme zorunluluğu yoktur. Söz konusu şirketlerin patent süreçleri ile ilgili işlemleri 3. kişiler tarafından yürütülmesi tercih edildiği durumlarda Türk Patent Enstitüsü nezdinde kayıtlı patent vekilleri temsile yetkilidir. Yabancı hak sahibi gerçek veya tüzel kişilerin vekil ile temsil edilmesi zorunludur. Patent vekili hem patent tarifname ve istemlerin yazımı hem de patentin başvurudan tescil aşamasına kadar geçen süreçlerin takibinden sorumludur.


Fikri mülkiyet hukuku alanında danışmanlık vermek isteyen hukukçulara bu alanda kendilerini geliştirmeleri için neler tavsiye edersiniz?


Fikri Mülkiyet alanında danışmanlık vermek isteyen hukukçulara bu alanı araştırarak tanımaları ve kavramları anlamalarını ve bu alandaki kararları takip etmelerini tavsiye ederim.


Üniversitelerdeki seçmeli dersler ve yazılı kaynaklar dışında WIPO Akademi’nin online eğitim modülleri var. Bu eğitimlerden faydalanabilirler. Fikri Mülkiyet alanının uluslararası bir alan olması ve ulusal kanunlar kadar uluslararası sözleşmelerin ve kurumların bu alandaki önemi sebebiyle bu alanda çalışmak isteyen hukukçuların iyi derecede yabancı dil özellikle İngilizce bilmeleri çok önemlidir.



Av. N. Serra Coral Hakkında


Deriş Avukatlık Ortaklığı'nın kurucu ve yönetici ortağı olan Serra Coral, fikri mülkiyet alanında önemli şirketlerin tescil ve dava stratejilerinin oluşturulması ve uygulanmasında etkin rol almıştır.


1994 yılında Cenevre Üniversitesinde Hukuk eğitimini tamamladıktan sonra Deriş'e katılan Serra Coral, bu alanda 1995 yılında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname'lerin özellikle de marka itiraz sürecinin uygulamaya alınması ve 2000 yılında Türkiye'nin dahil olduğu PCT (Patent İşbirliği Anlaşması) başvurularının Türkiye’de tesisi ve temsili konuları üzerine çalışmıştır.


Serra Coral, şirketlerin sınai ve fikri mülkiyet haklarının tesisinde hem uluslararası hem de ulusal düzeyde uzman olarak kabul ediliyor. Lisans verilmesi ve takibi konusunda büyük deneyime sahiptir.

49 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör