CAS Hakemi ve Av. Emin Özkurt ile Spor Hukuku Üzerine



CAS Hakemi ve Türkiye E-Spor Federasyonu Hukuk Direktörü Av. Emin Özkurt ile spor hukuku ve e-spor hukukunda güncel gelişmeler üzerine sohbetimizi gerçekleştirdik.






Spor Hukuku gibi niş ve birden fazla disiplini içinde barındıran bir alanda uzun yıllardır faaliyet gösteren bir avukat olarak, bu alanda hukuki danışmanlık talep edilen konular genellikle neler olmaktadır?


Spor hukuku niteliği itibari ile disiplinler arası bir alan olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlıkta, işin içerisine farklı pek çok hukuk dalı girebilmektedir. Pratikte sıklıkla karşılaştığımız uyuşmazlıkları, genelde profesyonel futbolcular ile kulüpler arasındaki sözleşmelerden ortaya çıkan sorunlar oluşturmaktadır.


Profesyonel bir futbolcu ve kulüp arasındaki Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi, hukuki niteliği itibari ile Türk Borçlar Kanunu’nun 393. ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olan “hizmet sözleşmesi” kapsamında değerlendirilmektedir. Söz konusu hizmet sözleşmesinde tarafların birbirlerine karşılıklı yükümlülükleri bulunmaktadır.


Profesyonel futbolcunun, kulübün, yurt içinde ve yurt dışında yapacağı tüm müsabakalara ve antrenmanlara katılmak, Kulübün yer alacağı müsabakalarda oynayabilmek ve kendisinden beklenen verimi ortaya koyabilmek için özel hayatına ve sağlığına gerekli dikkat ve özeni göstermek gibi yükümlülüklerinin yanı sıra, kulübün de sözleşmede yer alan ücrete ilişkin tüm yükümlülüklerini zamanında yerine getirmek, futbolcunun sağlığı ile ilgilenmek, müsabaka, antrenman, kamp ve seyahatlerde gerekli tedbirleri almak gibi temel yükümlülükleri bulunmaktadır.


Taraflar arasında imzalanan bu sözleşmeye aykırı fiiller ve/veya sözleşmenin esaslı unsurlarının ihlal edilmesi halinde bu ihlallere karşı başvurulabilecek hukuki yollar ve izlenmesi gereken süreçler, içinde bulunduğumuz meslek alanında en sık karşılaştığımız uyuşmazlıklar arasında gelmektedir.


Sözleşmelerin yanı sıra spor hukukunda, karşılaştığımız konulardan biri de oyuncuların imaj haklarına ilişkin uyuşmazlıklardır. Bu noktada yerel mevzuatlar ve uluslararası düzenlemeleri birlikte ele almaktayız.


Örnek verecek olursak; marka ve kişilik haklarının devir işlemleri, lisansa ilişkin uyuşmazlıklar ve oyuncuların kişilik ve imaj haklarının mirasa konu olmasının hukuki olarak yargıya taşınması noktasında Fikri ve Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yanı sıra Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) standartlarını göz önünde bulundurarak uyuşmazlıkları değerlendirip yargı süreçlerini takip ediyoruz.


Başta da ifade ettiğim gibi spor hukuku disiplinler arası bir hukuk dalıdır. Bu noktada karşılaştığımız talepler arasında sporun ve sporcunun vergilendirilmesi ile ilgili problemler de bulunmaktadır. Bilindiği üzere, 31 Aralık 2023 tarihine kadar sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden en üst ligler için %20 oranında vergi tevkifatı yapılacağı Gelir Vergisi Kanunu’muzun geçici 72.maddesinde düzenlenmektedir. Buna benzer düzenlemeleri OECD Model Şerhi’nin Sanatçı ve Sporcuları kapsayan 17.maddesinde de detaylı şekilde görmekteyiz.


En temel faaliyet alanımız ise Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) Hakemi olmam sebebi ile hakem olarak seçildiğim dosyalar diyebiliriz. CAS, uluslararası nitelikli sportif uyuşmazlıkların çözümünde görev yapmaktadır. Yukarıda saydığımız spor hukuku uyuşmazlıklarından uluslararası nitelik taşıyanları, CAS yargısına taşınabilmektedir.


CAS yapısından kısaca bahsedecek olursak, üç ana birim görmekteyiz.Bunlar; olağan tahkim yargılamasını yürüten İlk Derece Tahkim Mahkemesi (Ordinary Arbitration Division), kararların gözden geçirilmesini yürüten Temyiz Tahkim Mahkemesi (Appeals Arbitration Division) ve Ocak 2019’da kurulan Anti Doping Mahkemesi’dir (Anti Doping Division).


CAS yargılaması uyarınca, ICAS tarafından oluşturulan hakem listesinden, tarafların hakem seçimi yapması gerekmektedir. Biz bu noktada devreye girmekteyiz. Taraflardan birinin bizi seçmesi sonucunda önümüze gelen uyuşmazlıkları titizlikle ve adil bir şekilde inceleyip, hakkaniyete ve seçilen hukuka uygun bir şekilde sonuca bağlamaktayız.


Spor Hukukuna ilişkin gerek özel hukuk gerekse kamu hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarda, Türk hukuku mevzuatı ve uluslararası düzenlemelerden hangileri uygulama alanı bulmaktadır?


Soru önümüze çok geniş bir yelpaze sunan, derin bir konudur. Kısaca açıklayacak olursak; öncelikle uluslararası mevzuatları anlamlandırıp, sonrasında bu düzenlemelerin Türk Hukuku’na olan yansımalarına bakmamız gerekir.


Spor hukukunun uluslararası mevzuatlarına baktığımızda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve bu komitenin Olimpik Şartı (OC) uluslararası düzlemde karşımıza çıkan ilk otorite kabul edilebilir. IOC, olimpiyatlarda yer alacak ülkelerin seçimi ve hangi niteliklere sahip olmaları gerektiği noktasında standartlar oluşturan kurumdur.


Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi ("CAS")’nin yönetim ve finansman işlerinden sorumlu olan ICAS’ın üyelerinin bir kısmı yine IOC üyeleri arasından seçilmektedir. CAS yargılamasında uygulanacak hukuku taraflar seçmektedir. Taraflar arasında uygulanacak hukuk yönünden bir tercih bulunmuyorsa, ilk derece ve temyiz yargılaması bakımından farklılıklar bulunmaktadır.


Kısaca CAS uygulamasına değinecek olursak; İlk Derece Tahkim Mahkemesinde taraflar uygulanacak hukuku belirlememişlerse, uyuşmazlık İsviçre Hukukuna göre çözüme bağlanır. Ayrıca ilginç bir diğer nokta ise, tarafların hakemlerden “ex aequo et bono” ilkesine yani hakkaniyete göre de karar verilmesini talep edebilmeleridir. Temyiz Tahkim Usulünde taraflar uyuşmazlığa uygulanacak hukuku belirlememişlerse, hakem heyetinin öncelikle temyize konu olan kararı veren spor federasyonu veya spor kuruluşunun kurallarını dikkate alarak karar vermeleri gerekmektedir. Fakat eğer söz konusu kurallarda mevcut uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak bir düzenleme bulunmuyorsa, ilgili spor kuruluşu veya federasyonunun bulunduğu ülke hukuku uygulanmaktadır. Bunun dışında Anti Doping Mahkemesi’nde ise tarafların uygulanacak hukuku seçme hakkı bulunmamakta, uyuşmazlıklara uluslararası nitelikteki WADA doping kuralları uygulanmaktadır.


CAS’ın vermiş olduğu kararlar, uyuşmazlığın tarafları için bağlayıcıdır. CAS’ın vermiş olduğu kararlar için, İsviçre Federal Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu’nun 190.maddesinde sayılan durumlarda İtiraz mercii olarak İsviçre Federal Mahkemesi’ne itiraz yoluna gidilebilmektedir. Ardından son başvuru mercii ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’dir.


CAS yargılamasının yanında futbolun uluslararası federasyonu olan FIFA’nın Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ("DRC") ise oyuncular ile kulüplerin arasında istihdam ilişkisinden kaynaklanan uluslararası nitelikli uyuşmazlıklarda başvuru merciidir. Bu noktada önemli olan, kulüp ile futbolcu arasında “yabancılık” unsurunun bulunmasıdır. Örnek vermek gerekirse, Türkiye Futbol Federasyonu bünyesinde bulunan bir spor kulübü ile bu kulüpte oynayan yabancı pasaportlu oyuncu arasında doğan veya doğabilecek uyuşmazlıklar FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kuruluna taşınabilmektedir.


Hatırlarsınız Fenerbahçe Spor Kulübü ve kulüp oyuncusu Max Kruse arasında ödenmemiş ücretlere ilişkin uyuşmazlık ortaya çıktığında bu ihtilaf Türkiye Futbol Federasyonu yargılama mercilerinden olan Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ("UÇK") nezdinde konu edilmemiştir. Çünkü uyuşmazlık yukarıda da bahsettiğimiz yabancılık unsurunu içermektedir. Yabancı bir futbolcu ve yerel kulüp ile arasındaki ihtilaflarda o ülke yargılamasına tabii olunması, özellikle futbolcu açısından avantajlı bir durum olmaması sebebiyle yargı mercii de uluslararası kurum olarak işaret edilmektedir.


Sorunuzun Türkiye için olan, yerel kısmına geçecek olursak; incelememiz gereken kurumlar UÇK ve TFF Tahkim Kurulu’dur. Anayasa Mahkemesi’nin 2019 yılında vermiş olduğu karar doğrultusunda UÇK’nın sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin münhasır yetkisi kaldırılmış ve taraflara yerel yargı mercilerine de başvuru hakkı tanınmıştır.


UÇK’nın vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yolu TFF Tahkim Kurulu’dur. Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlara karşı herhangi bir itiraz mercii şu an için bulunmamaktadır.

Güncel gelişmeler ışığında TFF Tahkim Kurulu’nun tarafsızlığı ve bağımsızlığı konusunun ciddi anlamda tartışmalara neden olduğunu da görmekteyiz. AİHM’nin vermiş olduğu Ali Rıza ve diğerleri v. Türkiye kararı sonrasında, TFF’nin Tahkim Kurulu’nun yapısında değişikliklere gitmesi gerektiği ortadadır. Benim de bu konuyu detaylı bir şekilde ele aldığım makaleme, editör kurulunda bulunduğum FootballLegal’in 2020 yılında çıkardığı ikinci cildinden de ayrıca ulaşabilirsiniz.


Türkiye E-Spor Federasyonu Hukuk Direktörü olarak, yeni gelişmekte olan bir hukuk dalı olan e-spor hukuku alanında Türkiye’nin bulunduğu konumu ve geleceğini nasıl değerlendirirsiniz? Teknolojiye ve alışılagelen fiziksel aktiviteye dayalı spor dallarından farklılık arz eden karakteristiği göz önünde bulundurulduğunda, e-spor bir spor dalı olarak kabul edilmekte midir?


Özellikle son yıllarda Dünya’da ve ülkemizde sıkça adını duyduğumuz, takipçi sayısı hızla artan, dünyanın en hızlı büyüyen, yepyeni bir spor dalı E-spor. Tarihe bakıldığında görülmektedir ki, hukuk toplumun ihtiyaçlarının karşılığıdır. Bu bağlamda hukukun, aynı ekonomik parametrelerde olduğu gibi arz ve talep ilişkisine dayandığını söylemek mümkündür.


İnsanın olduğu yerde hukuk vardır felsefesine uygun olarak E-spor alanında görev alan sporcular ve bu konuda çalışma yürütmekte olduğumuz meslektaşlarımızla beraber, Türkiye’de E-spor alanını geliştirip daha ileriye taşıyacağımıza dair şüphem bulunmamaktadır.


E-spor, 24 Nisan 2018 tarihi itibariyle Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Türkiye E-spor Federasyonu (“TESFED”) tarafından temsil edilmektedir.


Türkiye, E-spor konusunda bulunduğu konum itibari ile kurumsallaşma konusunda geç kalmış değildir. E-spor Federasyonu bünyesinde aktif olarak Lisanslı E-sporcular ile çalışmalarımızı yürütmeye devam etmekteyiz. E-sporcular, aynı geleneksel spor dallarında olduğu gibi, takımlarında yer almak istedikleri kulüpler ile oyuncu sözleşmesi imzalamaktadırlar.


Türkiye’de E-spor, her geçen yıl giderek büyüyen, paydaşların, sponsorların ve izleyicilerin sayısının hızla arttığı bir spor dalıdır. Türkiye’de 2019 yılı verilerine bakıldığında, E-spor Lisanslı Kulüp sayısı 70’e ulaşmış, aynı zamanda 63’ü kadın 844’ü erkek olmak üzere 907 lisanslı oyuncumuz bulunduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye’de 32 milyon kişinin oyun oynadığını ve 4 milyon kişinin de E-spor farkındalığı olduğunu bilmekteyiz.


Fiziksel aktiviteye dayalı spor dallarından farklılık gösteren E-Spor’un spor olarak nitelendirilmesi konusunu şu şekilde ele alabiliriz; sporu özünde bir rekabet ortamı oluşturan ve toplumun belirli kesimlerini bir araya getiren gerek hobi gerek eğlence gerekse profesyonel iş sahasına sahip bir alan olarak tanımlayabiliriz. E-Spor’u, spor olarak değerlendirmemek böylesine kalabalık bir kitleyi göz ardı etmek sayılacaktır.


İçerisinde bulunduğumuz dönem, yeniliklere açık ve sınırların dışında düşünülmesini gerektiren bir ortama sahip. Spor Hukuku’nun varlığının kabulü gibi, yeni bir spor dalı olan e-spor’un da rekabet düzleminde kurulu ve efor sarf edilerek yapılan bir spor olduğunun kabulü günümüz modern dünyası için mecburidir.


Spor Hukuku alanında çalışmak isteyen genç hukukçulara bu alanda kendilerini geliştirebilmeleri için neler tavsiye edersiniz?


Spor hukuku alanında çalışmak isteyen tüm arkadaşlarımıza ilk tavsiyem kesinlikle yabancı dil gelişimine önem verip bu konuda çalışmalarını sürekli hale getirmeleri olacaktır. Spor Hukuku nasıl pek çok hukuk alanının bir araya gelmesinden ortaya çıkıyorsa, aynı şekilde çok uluslu bir yapıya da sahiptir.


Spor hukuku niteliği itibari ile dinamik ve sürekli güncel gelişmelere açık bir alandır. Bu da sürekli takip isteyen, kişilerin kendilerini her daim dinamik bilgi akışına açık tutması gereken bir alan olmasına sebebiyet vermektedir. Son gelişmeleri takip etme ve hukuki analizini yapma doğrultusunda yabancı dil her zaman karşılarına çıkacaktır.


Spor Hukuku kulvarında ilerlemek isteyen meslektaşlarımızın çok iyi derecede İngilizcenin yanına ikinci bir yabancı dili daha eklemelerini ayrıca şiddetle tavsiye ederim. CAS’ın yargılama dilleri 2020 yılına kadar Fransızca ve İngilizce iken, 2020 yılında bu dillere İspanyolcanın eklenmiş olması, bu tavsiyemin önemini göstermektedir. Genç meslektaşlarımızın kendilerini ikinci yabancı dil konusunda geliştirmesi, onları diğerlerinin bir adım önüne taşıyacaktır.


Değinilmesi gereken bir başka husus ise, Spor Hukuku ve bu alana ilişkin diğer disiplinler hakkında araştırmaların online ve güncel kaynaklardan sürekli takip gerektirdiğidir. Yeni ve çağımıza ait bir hukuk alanı olması sebebiyle Spor Hukuku alanında okunacak olan basılı yayınların yanı sıra, güncel spor olaylarının hukuki değerlendirmelerinin yapıldığı ve benim de editör kurullarında bulunduğum LawInSport makale sitesi ve Football Legal dergisi başta olmak üzere, bu tip online yayınların takibi Spor Hukuku açısından önem arz etmektedir.


Aynı zamanda sağlam bir altyapıya sahip olmak, hukukun her alanında olduğu gibi Spor Hukuku açısından da büyük önem taşımaktadır. Spor Hukuku alanında verilen eğitimlerin takipçisi olunması, yapılan programlara katılım gösterilmesi temel Spor Hukuku bilgisinin oluşmasında yardımcı olacaktır.


Bu bakımdan ülkemizde en yararlı bulduğum örnek, Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi’nin düzenlediği ve benim de eğitimcileri arasında bulunduğum Spor Hukuku ve Yönetimi sertifika programıdır. Genç meslektaşlarımızın, Spor Hukuku bilgilerini geliştirebilecekleri ve kendilerine sağlam bir altyapı oluşturabilecekleri bu programlar, yüksek lisans derecesinde Spor Hukuku’nda uzmanlaşmadan önce, Spor Hukuku alanında fikir ve bilgi sahibi olunması açısından önem taşımaktadır.


Bütün bunların yanı sıra, Yurtdışına çıkma imkânı olanların ve Spor Hukuku alanında ilerlemek isteyenlerin, yüksek lisans programlarını araştırmaları tavsiye ederim. Benim de ders verdiğim İspanya’da bulunan ISDE Law and Business School gerek eğitimcileri gerek program içerikleri ve iş birlikleri açısından Uluslararası düzeyde en zengin bilgi ve birikime sahip yüksek lisans eğitimini veren kurumlardan biridir. Bu bakımdan söz konusu programları incelemelerini de önerebilirim.


Genç arkadaşlarımızın yukarıda bahsettiğim yayınları, eğitimleri ve güncel konuları takip etmeleri durumunda başarılı Spor Hukukçuları olacaklarına hiçbir şüphem bulunmamaktadır.


Son olarak Spor Hukuku ile ilgili kafalarına takılan her türlü soruyu emin@ozkurt.av.tr mail adresim üzerinden bana diledikleri zaman ulaştırmaları halinde cevaplamaktan büyük memnuniyet duyacağımı da bilmelerini isterim. Spor Hukuku alanında çalışmak isteyen genç meslektaşlarımıza şimdiden başarılar dilerim.


Av. Emin Özkurt, LL.M. Hakkında


Emin Özkurt 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olarak lisans eğitimini, daha sonra 2003 yılında ise The University of Manchester'da Uluslararası Ticaret Hukuku üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.


Emin Özkurt Türkiye'nin önde gelen spor kulüplerinde hukuki danışman olarak görev almış olup, 2007 yılından itibaren Özkurt Hukuk Bürosu'nda Yönetici Ortak olarak görev almaktadır. Türkiye E-spor Federasyonu Hukuk Direktörü olan Özkurt, aynı zamanda CAS ve EuroLeague nezdinde hakem sıfatına sahiptir.

55 görüntüleme0 yorum